AŞKA SEFER
Başladım ve bitirdim aşk denilen yolu ben
İlk adımda yalnızdım, şimdi ise kederli
Vardığım zirvelerden hüsran ile dönerken
Yola çıkanlar gördüm, ikişerli dörderli
Menzile varamazlar, kimde var o "M etanet"
Benim dediklerimi sanmayın ki kehanet
Masal olan her sevda bu çıkmaza delalet
Tadana zehir ama tatmayana şekerli
Bilsem ki dinler beni, hiç olmazsa birisi
Vakit çok geç olmadan, “akil” olsa dirisi
Lakin gönül ukala, dünyanın en haris’i
Sorsam; âlem arazi, kendi de dört çekerli
Yola çıkan yolcunun ne adres soracağı,
Bir kul vardır, ne de han, bir gece kalacağı
Girift bir bilmecedir, ona ne olacağı
Bilinmez, çünkü bu yol kıvrım kıvrım dönerli
Kim bilir ulvi aşka, varacak yol belki bu
Ya bir başaran olur ya imha olur topu
Ya aklı ziyan eder unutur soyu sopu
Muammadır âşık mı, maşuk mudur değerli
Aşk şarabı içene, gayrı lisan kar etmez
Ateşe düşmüş gönül, ona okyanus yetmez
Darbe üstüne darbe kurşun olsa fark etmez
Oyun iki kişilik, bir hatun’lu bir er’li
Velev ki iki kulun, birinde can yanacak
Arar dururken biri diğeri hep kaçacak
Bu kilitli bir sandık, anahtar yok açacak
Ne çilingir başardı, ne elinde keser’li
Dönecek o’da bir gün çıktığı yolculuktan
Benim gibi harabe, yanarak susuzluktan
Kıyamet koptuğunu sanarak onsuzluktan
Taşıdığı yüklerle, eşek gibi semerli
Sanki “çıkmayın” desem, beni dinler miydiniz?
Sanmıyorum!.. Siz yine, o şansı(!) denerdiniz
Onlar bilmez ki, sizler; “Her şeye değerdiniz”
Bilmesi gerekenler, “kahpelikte hünerli”
18 Mart 2008 Salı
ASKA SEFER
Hayat 1 Ben 0
Hayat:1 Ben:0
Ama belliydi böyle olacağı
Nicedir başlamıştı belirtiler:
Yolda çocuklar "teyze şu topu atıversene" diye seslendiklerinde kuşkulanmıştım ilkin...
Sonra saçlarımdaki beyaz teller tescilledi yarı yolun ufukta göründüğünü,
Baktım; lise fotoğraflarım sararmış, sınıf arkadaşlarım yaşlanmış.
Eş dost sohbetlerinde sağlık ve çocuk konuşulur olmuş, seyahat ve aşk yerine...
Bugüne dek ancak tanıştık hayatla...
Ben ona kendimi tanıttım, O bana kendini...
Göğsüme madalya gibi dizdim hatalarımı...
Zaferlerim onlar benim, olgunluğumun yapıtaşları...
Ve derin bir yara gibi sakladım başarılarımı...
Asansör çıkarken yukarı, dönüp bakmadım bile aşağı...
Dönmesin diye başım...
Ben istikballe arkadaşım...
Ne var ki herşey yarım...
Hayat da yarım, sevdalar da...
Daha diyeti ödenmedi sevinçlerin...
İhanetlerin hesabı sorulmadı...
Nazım'ın dedidği gibi "Kopardım portakalı dalından ama, kabuğu soyulmadı, sevdalara doyulmadı..."
"Doydum diyen görmedim ki ben zaten..."
HAYAT :1
BEN:0
BIR SEY VAR SENDE
Bir Şey Var SendeBir şey var sende
Gönlünde sancıyan Zelîha'nın
Kınanan aşkına özgü bir şey
Diyemediğim adını sırrına eremediğim
Bir top menekşe bir demet çiçek mi?
Aşk mı desem eski bir dert ki inceden
Can ipimi ilmek ilmek tüketen…
Bir şey var sende
Vardıkça, göğün kaybolan derinliğinde
Yalnızlığın sihirli elmas gözlerinde
Tut ki rüyaları
Yarı kalmış sevdaların peşinde
Uzatmak uzatmak gibi bir şey
Hangi yağmur döndü
Düşmeden acıkmış karnına toprağın
Hangi has bahçe
Sakladı şakıyan bülbülleri seherden
Bir şey ki Kevser’den
Yarı sıcak nisanlar gibi sevecen
Kır çiçekleri gibi masum
Zambaklar gibi nazlı bir şey
Bir şey var sende
Açılmamış bir gonca gibi
Kendine sakladığın bir şey
SOYLEYEMEDIM
Söyleyemedim
Aklımda gözün kaldı
Solumda sızın kaldı
Bir çift sözüm kaldı
Diyemedim
Dilimde adın kaldı
Geride yadın kaldı
Kulakta sedan kaldı
Dinleyemedim
Geceden uyku kaldı
Garip bir duygu kaldı
Şiirler öksüz kaldı
Beceremedim
Sabaha nefes kaldı
Yarım bir heves kaldı
İçimde o his kaldı
Bitiremedim
Geriye ölüm kaldı
Tutkulu zulüm kaldı
Vuslata bir an kaldı
Seni o kadar sevdim ki
Söyleyemedim, söyleyemedim